Gerek meslekî, gerekse kültürel alanda okullarımıza ve sistemin en önemli sac ayağı öğretmenlere çok iş düşmektedir.
Öğrenme ve öğretme yalnızca dört duvar arasında cereyan eden, başlı başına sadece kitaplar yoluyla kazanılacak bir erdem değil. Seyehat etmek bu yapıyı ayakta tutan ve bireylerin ufkunda yeni pencereler açan mühim yollardan biri.
Bu kutlu yolda Selçuklu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ile yakınları da beş ülkeyi kapsayan bir seyahate çıktılar geçtiğimiz günlerde. Kitleleri birlik beraberlik ve uyum içinde sorunsuz bir şekilde bir araya getirmek ve günlerce sürecek bir faaliyet içinde kaynaştırmak başlı başına takdire şayan bir iş.
Üstelik bu güzide okul bunu ilk kez yapmıyor. Ülkemizin birbirinden güzel şehirlerini onlarca kez birlikte gezen okulun tecrübeli kadrosu ufkunu daha da genişleterek önce İspanya'ya, sonra İtalya'ya, geçtiğimiz günlerde de beş Avrupa ülkesini kapsayan bir seyahatte buluştu.
Burada bir parantez açmam gerek. Bu gezilerin öncüsü ve mimarı ilk olarak SMTAL Coğrafya Öğretmeni Oğuzhan Abdullah Uluyol. Başta demiştim, okul sadece dört duvar arasında cereyan eden bir kurum değildir diye. Uluyol tam da buna örnek bir duyarlı ve başarılı bir öğretmen. Okul haricinde pek çok alanda gönüllü hizmetlerde bulunuyor. Misal, Selçuklu Diriliş Gücü Spor Kulübü Derneği çatısı altında gençleri zamanlarını ve hayatlarını çok daha faydalı şekilde devam ettirmek adına spor ve diğer kültürel alanlarda faaliyetlerde elini taşın altına koyuyor. Selçuklu Teknik Lise'nin gezilerinde her defasında çıtayı bir üste çıkardı devamlı. Sağ olsun...
Yol arkadaşlarımızdan Meram Fen Lisesi İngilizce Öğretmeni Oktay Keskin'i de anmam icap eder. İngilizce'yi Erasmus projeleri marifetiyle de değerlendiren Keskin bu avantajı gezilerdeki rehberliği ve yardımseverliğiyle sürdürdü. İyi var...
Elbette sorunsuz ve uyum içinde katkı sunan tüm kadroya da teşekkür etmek gerek.
Beş ülkeden müteşekkil son Avrupa seyahatine dair izlenimlerimi Pusula gazetesinde ve sitesindeki şu linkte yazmıştım: www.pusulahaber.com.tr/yolun-ogrettikleri-bes-ulke-onlarca-iz-buyuk-kazanimlar-1833538h.htm Bunları tekrar etmeyeceğim. Blogumda şu an okuduğunuz bu yazımda fotoğraflar eşliğinde kültürel ve toplumsal bazı değerlendirmelerde bulunacağım.
Önce geziye katılan öğretmenleri ve yakınlarını iki fotoğrafta bir görelim:
Başta da dediğim gibi geziyle ve gezilecek yerlerle alakalı yazımı yukarıda verdiğim linkte okuyabilirsiniz. Şimdi fotoğraflarla baş başa bırakayım sizi...
Bizim ahşap ve oyma işçiliğimizi ve bunun tanıtımı noktasında gereğini yeterince yapmadığımızı düşününce ayakkabı, çarık ve ahşap sanatlarındaki tanıtım başarılarını gıptayla seyrettik. Üstelik onlar işçiliği makine yardımıyla icra ederken biz el işçiliğiyle çok başarılı ürünlere sahibiz. Tanıtım başlı başına hüner gerektiriyor.
Olimpiyat ateşini ve hikâyesini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. "Olimpiyat meşalesi, Olimpiyat Oyunlarının sembolüdür. Olimpiyat meşalesinin kökeni Prometheus'un Yunan tanrısı Zeus'tan ateşi çalması ile ilgili olarak Antik Yunanistan'a dayanmaktadır. Meşale, ilk defa Amsterdam'da 1928 Yaz Olimpiyatları'nda tanıtıldı ve o zamandan beri modern Olimpiyatlar'ın bir parçası olmuştur."
Şanzelize eskiden büyük bir tarla alanıydı. 1616 yılında Marie De Médisis bu alanı kenarı bol ağaçlı uzun bir cadde yapmaya karar vermiştir. 1667 yılında XIV. Louis'nin peyzaj mimarı olan André Le Nôtre, bu projeye katkı sağlayarak Tuileries Parkını modernleştirerek ve genişleterek bu uzun caddeye katmıştır. 17. yüzyılında bugünkü adıyla Şanzelize sade bir gezinti yeri olarak anılıyordu. 1709 yılında bu uzun cadde Avenue des Champs-Élysées (Şanzelize Caddesi) adını almıştır.
1724 yılındaki çizimi (bugünkü çizimiyle aynı) Tuileries Parkının yanından geçmektedir. Elli sene sonra, Paris'te Avenue de la Grande Armée (Büyük Ordu Caddesi) ve Neuilly-Sur-Seine'deki Avenue Charles de Gaulle ile Sen nehrine kadar batıya uzatılmıştır. Ancak az bir süre sonra Fermiers Généraux Duvarı eski çizim haline getirmiştir. 1828 yılında bulvarın onarımı Paris Belediyesi üstlenmiş ve yaya kaldırımı inşaat etmiştir.
1838 yılında ünlü Alman asıllı Fransız mimar Jacques Hittorff tarafından yaya kaldırımındaki sokak lambaları tertip edilmiştir. Daha hâlen Şanzelize'de o zamananınki sokak lambaları bulunmaktadır. III. Napolyon döneminde bazı yan sokakları ortadan kaldırarak, Şanzelize'deki parkları, o zamanınki ünlü kent tasarımcıları Bernard Huet, Jean-Michel Wilmotte ve Norman Foster sayesinde düzenlemişlerdir.
Şanzelize Caddesi, 1917 yılında Philadelphiadaki Benjamin Franklin Parkway ve 1860 yılında Meksiko'daki Paseo de la Reforma'nın çizimi için örnek alınmıştır.
II. Dünya Savaşı sırasında 26 Ağustos 1944 tarihinde Paris, Müttefikler'in eline geçmiş ve Alman işgalinden kurtarılmıştır.
Şanzelize'nin iki yaya kaldırımın arasında bazı farklılıklar vardır. Kuzey (çift sayılar) yaya kaldırımı güneşli ve RER'in Champs-Elysées istasyonun bulunduğu taraftır. Bu sayede kuzey yaya kaldırımı daha kalabalık ve daha çok dükkân bulunmaktadır: hafta içi her gün ortalama 500.000 ve hafta sonu ortalama 800.000 kişi bu yaya kaldırımını kullanmaktadır. Bulvarın öbür tarafında ise, Güney yaya kaldırımında, kalabalık kuzey yaya kaldırımına göre %40 daha azdır.
1970 yıllarında Şanzelize'den giden aşırı lüks butikler, yavaş yavaş geri dönmektedirler. Uçak acenteleri yok kadar azdır. Otomobil markalarının expozisyon alanları mevcuttur. Bulvarda yedi sinema ve çok sayıda restoran insan akımına katkı sağlamaktadır. Arsalar çok pahalıysa bile, bir marka için Şanzelise'de bulunmak hem reklamını hem de Fransızların ve turistlerin yoğun olarak gezdiği bir yer olması satışlarını artırır.
Şanzelise'deki markalar, 1860 yılında bir sendika kurarak bir araya gelmişlerdir. Bu sendika yeni ismini le Comité Champs-Elysées olarak 1980 yılında değiştirmiştir. Bu derneğin amacı Şanzelize'nin imajını her zaman çekici, itibarlı ve saygın göstermekdir. Bu imajı yerine getirmek için, Şanzelize Caddesi Paris belediyesinden ayrıcalık görmektedir: dekorasyonlar, aydınlatma, kapatma saatleri (dükkânlar 00h00'a kadar açıktır), Pazar günlerinde dükkânların açık kalması bunun bir örneğidir.
Arsaların aşırı derecede pahalı olması, Şanzelize Caddesinde çok az sayıda insan oturmaktadır. Dükkânların üst katlarında genellikle şirketlerin büroları bulunmaktadır. Şanzelize'nin metrekaresi 10.000 avro olması caddeyi dünya sıralamasında üçüncü durumuna getirmektedir. Kuzey yaya kaldırımında bulunan dükkânların kirası, güney yaya kaldırımında bulunan dükkânların kirasından daha pahalıdır. Ancak 2000 yıllardan itibaren güney yaya kaldırımına yerleşen Lancel, Lacoste, Hugo Boss, Louis Vuitton, Nike, Omega, Eden Shoes ve le Fouquet's Barrière restoranı iki yaya kaldırımın kiralarını dengeleştirdi gibi gözüküyor. Kuzey yaya kaldırımın Cartier, Guerlain, Montblanc, McDonald's, Bulvarın tek oteli olan le Marriott, Adidas gibi ünlü markalar bulunmaktadır. Dükkânların %39'unu oluşturan tekstil satan markalar, yüksek kiraları karşılamaya biliyor. Ancak bazı şirketler kiraları karşılamayarak dükkânlarını kapatıyor. Bunun bir örneği, 1985 yılında 13 sineması bulunan Şanzelize'de, bugün sadece yedi tane bulunmasıdır.














Yorumlar
Yorum Gönder