D. Mehmet Doğan ile Konya arasındaki irtibatı birkaç
ziyaret, toplantı yahut dostluk hatırası üzerinden anlatmaya kalkarsak çok şey
eksik kalır. İki taraf arasında yıllar içinde derinleşen bağ; Türkçe, şiir,
Mevlâna, şehir kültürü, gelenek, kurumlaşma ve vefa kavramları çevresinde
kurulmuştur. D. Mehmet Doğan Konya’da kendi kültür anlayışının yaşayan
karşılığını görmüş; Konya da onda dilini, hafızasını ve medeniyet değerlerini
savunan büyük münevveri bulmuştur. Onun vefatından sonra TYB Konya Şubesinde
açılan D. Mehmet Doğan Kütüphanesi, Uluslararası Mevlâna Şiir Şöleni’nin
hâtırasına ithaf edilmesi ve Ahmet Köseoğlu’nun ısrarlı vefa çalışmaları,
yıllar boyunca olgunlaşan irtibatın kalıcı eserleridir.
&&&
D. Mehmet Doğan’ın şehirlerle ilişkisi, kısa süreli
kültür ziyaretçisinin ilgisine benzemezdi. Şehri meydanları, binaları ve
nüfusuyla sınırlı görmez; hafızası, şiiri, mimarisi, yetiştirdiği şahsiyetler
ve devam ettirdiği gelenekler üzerinden okurdu. Konya, onun nazarında Selçuklu
payitahtı olmanın yanında Türkçenin, şiirin ve irfanın güçlü merkezlerinden
biriydi. Mevlâna, Sultan Veled, Konevî ve şehrin asırlar boyunca taşıdığı
kültür iklimi, Doğan’ın medeniyet tasavvuruyla örtüşüyordu. Modernleşme adına
hafızanın silinmesine karşı çıkan fikir adamı için Konya, geçmişin müzelik
kalıntı hâlinde durmadığı; gündelik hayata, dile, mimariye ve kültür
faaliyetlerine karıştığı müstesna şehirdi.
Oğlu Sait Melih Doğan’ın, babasının vefatından kısa
süre sonra Konya’da söylediği sözler ilişkinin şahsi cephesini aydınlatır.
Babasının Konya’yı ve Konyalıları çok sevdiğini, beraberce şehre defalarca
geldiklerini, özellikle belediye ve Türkiye Yazarlar Birliği programlarına
katıldığını anlatır. D. Mehmet Doğan hastalığının ağırlaştığı günlerde dahi
çalışmak ve Konya’daki faaliyetlere gelmek istemiştir. Demek ki Konya onun
program takviminde bulunan sıradan durak olmaktan çıkmış, gönlünde yer etmiş
kültür muhiti hâline gelmiştir.
Şiirin ezelî âşinası
D. Mehmet Doğan’ın Konya’yla kurduğu bağın en canlı
sahalarından biri şiir şölenleridir. Türkiye Yazarlar Birliği, 1990’lı yılların
başında Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde şiir toplantıları başlattı.
Dursunbey’deki Suçıktı Şiir Akşamları, Çorum, Ordu, Erzurum ve Konya’daki
şölenler, şiiri kapalı salonlardan çıkararak şehir meydanına ve halkın arasına
taşıdı. Yerel yönetimlerin değişmesi, kurumsal desteğin kesilmesi ve kültür
faaliyetlerinde süreklilik sağlanamaması nedeniyle o toplantıların çoğu zamanla
sona erdi. Konya şiiri bırakmadı.
D. Mehmet Doğan, yıllar önce kaleme aldığı “Ve Konya…”
başlıklı yazısında bu sadakate dikkat çekiyordu. Şiir şölenini sürdürmeyi
başaran tek şehrin Konya olduğunu belirtiyor, ardından “Konya’ya da bu
yakışırdı” diyordu. Doğan’ın Konya için kullandığı “şiirin ezelî âşinası”
ifadesi şehrin kültür kimliğine yönelik güzel iltifattan fazlasını taşır. Şehir
ile şiir arasındaki tarihî yakınlığı, Mevlâna’dan bugüne uzanan kültür
devamlılığını ve halkın şiire gösterdiği ilgiyi aynı cümlede toplar.
1992’de başlayan Türkçenin Uluslararası Şiir
Şöleni’nin ilk yolculuğu Bursa’dan Konya’ya uzanmıştı. Türk dünyasının farklı
coğrafyalarından gelen şairler, Bursa’da başlayan büyük buluşmayı Konya’da
tamamlamıştı. Aradan geçen yıllar boyunca şölen Kırım’dan Kazan’a, Üsküp’ten
Bakü’ye, Akmescit’ten Türkistan’a uzandı. Balkanlar, Kafkasya, Anadolu ve Orta
Asya’dan yüzlerce şair Türkçe çevresinde buluştu. D. Mehmet Doğan’ın kurduğu
şiir köprüsünün Konya ayağı, başlangıçtan itibaren ayrı önem taşıdı.
Mevlâna Şiir Şölenleri de aynı süreklilik anlayışının
şehirdeki güçlü karşılıklarından biri oldu. D. Mehmet Doğan, Konya’da
düzenlenen şölenlerin hemen tamamına katıldı. Şairleri dinledi, açılış
konuşmaları yaptı, şehir ile şiir arasındaki bağı anlattı. 2021’de
gerçekleştirilen 11. Mevlâna Şiir Şöleni’nde Mevlâna’yı dünya tarihinin en
büyük şairleri arasında anmış; büyük şairlerimizin asırlar boyunca Mevlâna’dan
ve Yunus Emre’den ilham aldığını söylemişti. Konya’nın sanata ve sanatçıya
sahip çıkan kadim şehir olarak gönüllerde taht kurduğunu da aynı konuşmada
vurgulamıştı.
D. Mehmet Doğan açısından şiir şöleni, birkaç şairin
kürsüye çıkarak şiir okuduğu geçici toplantı sayılabilir miydi, mümkün müdür;
asla ve kat’a! Şölen, Türkçenin farklı coğrafyalardaki seslerini buluşturan
kültür hamlesiydi. Şairle şehir, geçmişle bugün, Anadolu ile Türk dünyası aynı
atmosfer içinde birleşiyordu. Doğan’ın “kültür, gelenekle oluşur” düşüncesi
şölenlerin temel ölçüsünü meydana getiriyordu. Faaliyetin büyüklüğünü
kalabalığıyla ölçmüyor; yıllar boyunca sürmesi, şehir hafızasına yerleşmesi ve
sonraki nesillere aktarılmasıyla değerlendiriyordu.
Vefatından sonraki ilk büyük Mevlâna Şiir Şöleni’nde
onun yokluğu derinden hissedildi. 2025’te Karatay Belediyesinin desteği ve TYB
Konya Şubesinin gayretiyle gerçekleştirilen 14. Uluslararası Mevlâna Şiir
Şöleni, D. Mehmet Doğan’ın aziz hâtırasına ithaf edildi. Yaşarken de vefatından
sonra da hocaya verdiği ehemmiyetin derin saygı ve sevginin, hürmetin şahidi
olduğum Ahmet Köseoğlu, Konya’daki şiir şölenlerinin tamamına katılarak
kendilerini hiç yalnız bırakmayan Mehmet Doğan ağabeyini rahmetle andı. Böylece
yıllarca şölen kürsüsünde bulunan isim, bu kez aynı kürsünün manevî merkezine
yerleşti. Şairler onun hatırası çevresinde buluştu; kurduğu gelenek, kurucusunu
şiirle selâmladı.
Ahmet Köseoğlu’nun vefa anlayışı
Konya’nın D. Mehmet Doğan’a gösterdiği vefada Ahmet
Köseoğlu’nun ayrı yeri vardır. Köseoğlu, D. Mehmet Doğan’ı vefatından sonra
keşfetmiş kültür yöneticisi değildir. Onun eserlerini, sözlükçülüğünü, fikir
adamlığını ve kurucu şahsiyetini yıllar öncesinden dikkatle takip etmiş;
Konya’daki toplantılarda kıymetini henüz hayattayken anlatmıştır.
2018’de TYB Konya Şubesinde düzenlenen “Yazarlığının
50. Yılında D. Mehmet Doğan” paneli, bu bakımdan anlamlıdır. Hayatta bulunan
kültür adamının değerini yaşarken ortaya koymayı amaçlayan programda Ahmet
Köseoğlu, onun kırk kitabını ayrı tarafa, Büyük Türkçe Sözlük’ü ayrı tarafa
koyuyordu. Yüz yirmi bine yaklaşan kelimeyi ihtiva eden ve hazırlayıcısının
ömrünü adadığı sözlüğün tek başına D. Mehmet Doğan’ın anılması için yeteceğini
söylüyordu. Ardından onu iki kelimelik unutulmaz tarifle anlatıyordu: “Vakıf
adam, vâkıf adam.”
Bu olağanüstü tarif, D. Mehmet Doğan’ın iki büyük
vasfını aynı ses altında birleştirmektedir: “Vakıf adam”, hayatını şahsi
kazançtan ziyade müşterek kültür hizmetine adayan insanı; “vâkıf adam” ise
diline, tarihine, edebiyatına ve milletinin meselelerine derinden nüfuz etmiş
münevveri anlatır. Ahmet Köseoğlu, kelimeler arasındaki yakınlıktan hareketle
D. Mehmet Doğan’ın şahsiyetini nokta atışıyla kavramıştır. O, hem hizmete
adanmış vakıf insanı hem de üzerinde konuştuğu meselelerin kaynaklarına hâkim
vâkıf fikir adamıydı.
Köseoğlu’nun 2020’de kaleme aldığı “Kaşgarlı
Mahmut’tan Ankaralı Mehmet’e” başlıklı yazısı da aynı hayranlığın başka
ifadesidir. Kaşgarlı Mahmut’un Divânu Lügati’t-Türk için verdiği emekle D.
Mehmet Doğan’ın yarım asra yaklaşan sözlük yolculuğu arasında bağ kurar. Büyük
Türkçe Sözlük’ün Osmanlıca yazılışlı geniş baskısında yer alan yüz otuz bin
kelimeyi, deyimi, terimi, tamlamayı ve kök bilgisini hatırlatır. Doğan’ı “dil
dünyasının büyük işçisi” ve “dil kalesinin yılmaz bekçisi” diye anar. Ona göre
D. Mehmet Doğan, hazırladığı sözlükle dil kalesinin burcuna Türkçe bayrağını
dikmiştir.
Köseoğlu’nun vefatın ardından yazdığı “Kelimelerin
Asil Muhafızı” başlıklı metni ise kişisel hürmetin kurumsal sorumlulukla
birleştiği yerdir. D. Mehmet Doğan’ın TYB’yi yönlendirirken her zaman önde
görünmeye çalışmadığını, genel başkanların arkasında ak saçlı bilge ve güven
unsuru olarak durduğunu söyler. Onun sivil toplum yöneticiliğini modern
zamanların önemli liderlik örneklerinden biri olarak değerlendirir. Doğan’ın
şaşaadan uzak biçimde yürüttüğü kültür faaliyetlerinin, TYB’ye bıraktığı yol
haritasının gelecek nesillerce yaşatılması gerektiğini vurgular.
D. Mehmet Doğan’ın fikirleri hakkında yazması,
kitaplarını çevresine ulaştırması, onu panellerde anlatması ve vefatından sonra
adını TYB Konya’nın merkezine yerleştirmesi aynı çizginin halkalarıdır.
İsmini otuz kelimeyle anlatmak
22 Eylül 2024’te TYB Konya Şubesi Kültür Evi’nde
gerçekleştirilen anma programı, Ahmet Köseoğlu’nun kelime merkezli vefa
anlayışını gösteren sıra dışı konuşmaya sahne oldu. Köseoğlu, D. Mehmet Doğan’ı
isminin ilk harfinden hareketle “M” harfiyle başlayan otuz kelimeyle anlattı:
Mazlum, mekârim, muhafız, muhalif, muharrir, muhterem,
mukdim, mûnis, musahhih, muvahhid, mücahid, mümessil, mümeyyiz, mümtaz,
münevver, münşî, müstakar, müstakil, müstakim, mütearrif, mütedeyyin,
müteeddip, mütefekkir, mütekellim, müteşebbis, mütevazı, mütevekkil, müteverri,
müverrih, müzâhir…
Sözlük hazırlayarak ömrünü kelimelere veren şahsiyeti
kelimelerle uğurlamak son derece manalıydı. Her kelime onun başka tarafını
gösteriyordu. “Muhafız” Türkçeyi koruyan yönünü, “muhalif” resmî kabullere
karşı itirazını, “muharrir” yazarlığını, “musahhih” dil yanlışları karşısındaki
titizliğini, “mütefekkir” fikir adamlığını, “müteşebbis” kurum kuruculuğunu,
“müstakil” bağımsızlığını, “müstakim” istikametini anlatıyordu. Köseoğlu, otuz
kelime aracılığıyla D. Mehmet Doğan’ın portresini çizmiş; onun zengin Türkçesini
konuşmasının hem konusu hem de vasıtası hâline getirmişti.
D. Mehmet Doğan Kütüphanesi: Yasın esere
dönüşmesi
Aynı gün TYB Konya Şubesi Kültür Evi’nde D. Mehmet
Doğan Kütüphanesi açıldı. Açılış, TYB Konya’nın otuzuncu yıl programları
çerçevesinde Karatay Belediyesi ve Konya İl Müftülüğünün iş birliğiyle
gerçekleştirildi. Kur’ân-ı Kerim okundu, Mevlid-i Şerif icra edildi, D. Mehmet
Doğan adına indirilen hatimlerin duası yapıldı. Konya Müftüsü Prof. Dr. Ali
Öge, TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan, D. Mehmet Doğan’ın oğlu
Sait Melih Doğan, Halil Ürün, Ahmet Sorgun ve kültür hayatının farklı isimleri
programa katıldı.
Kütüphaneye D. Mehmet Doğan’ın adının verilmesi derin
anlamlar taşır. Ömrünü sözlüğe, kitaba ve okumaya adamış kültür adamının ismi,
kitapların arasında yaşamaya devam edecekti. Onu tanımayan genç okur, programa
katıldığı mekânın adını merak edecek; raflara bakarken eserleriyle
karşılaşacak; Büyük Türkçe Sözlük’ü açacak; Batılılaşma İhaneti, Bir Lügat
Bulamadım, Dil Kültür Yabancılaşma yahut Kelimelerin Seyir Defteri üzerinden
fikir dünyasına girecekti. Hâtıra, geçmişte bırakılmayacak; her yeni okuyucuyla
tekrar canlanacaktı.
D. Mehmet Doğan Kütüphanesi açıldığı günden sonra
sessiz anı odasına dönüşmedi. Mesnevîhanlık geleneği ve Mesnevî okumaları
burada konuşuldu. Tarık Buğra, Cahit Zarifoğlu ve Rasim Özdenören gençlerin
katıldığı programlarla anıldı. “Konyalı On’lar” sohbetleri, şehir ve şehrengiz
toplantıları, popüler kültür ve medya okuryazarlığı panelleri, edebiyat ve
musiki buluşmaları, Mevlâna’nın şiirleri, farklı şehirlerin tarihî mirası ve
çağdaş kültür meseleleri aynı mekânda ele alındı. Kütüphane, D. Mehmet Doğan’ın
hayatı boyunca savunduğu kültürel devamlılığın çalışan merkezine dönüştü.
Ahmet Köseoğlu ve TYB Konya çevresi, D. Mehmet Doğan
adını durağan hâtıraya çevirmek yerine yeni kültür faaliyetlerinin çatısı
hâline getirdi. Kütüphanede düzenlenen her toplantı, açılan her kitap, konuşan
her genç yazar ve kurulan her kültür bağı, Doğan’ın ömrü boyunca savunduğu
fikri çoğaltıyor.
Konya’nın hafıza emaneti
D. Mehmet Doğan’ın vefatından kısa süre sonra TYB
çevresinde yapılan konuşmalarda daha büyük bir hayal de dile getirildi:
Konya’da onun adını taşıyan kapsamlı kültür merkezi ve kütüphane kurulması. D.
Mehmet Doğan’ın Ankara ile Konya arasında kurduğu münasebeti hatırlatan bu
teklif, şehre yüklenen emaneti de gösteriyordu. Konya’nın yerel yönetimleri,
üniversiteleri, siyasî temsilcileri, sivil kuruluşları ve kültür insanlarıyla
bereketli şehir olduğu; D. Mehmet Doğan’ın adına ve emanetine en güzel şekilde
sahip çıkacağı vurgulanıyordu.
TYB Konya Şubesindeki kütüphane kıymetli başlangıçtır.
Onun külliyatını, şahsi evrakını, konuşmalarını, belgesellerini,
fotoğraflarını, mektuplarını, hakkında yazılanları ve dijital kayıtları
buluşturacak daha geniş araştırma merkezi ise Konya’ya çok yakışacaktır. Böyle
merkez, D. Mehmet Doğan’ın adını yaşatmanın yanında dil, sözlükçülük,
modernleşme, şehir kültürü, Mehmed Âkif, Nureddin Topçu ve Türk dünyası üzerine
çalışacak genç araştırmacılar için zengin kaynak oluşturabilir.
Konya’nın D. Mehmet Doğan’a göstereceği en büyük vefa,
onun adına yeni geçmiş üretmekten ziyade yarım bıraktığı kültür mücadelesini
sürdürmektir. Şiir şölenlerini devam ettirmek, gençleri Türkçenin zenginliğiyle
buluşturmak, şehir hafızasını korumak, kültür faaliyetlerini yönetici
değişikliklerine kurban etmemek, yaşayan değerleri hayattayken fark etmek ve
fikir adamlarının eserlerini yeni nesillere ulaştırmak… Doğan’ın Konya’dan
beklediği kültürel sadakat bu olsa gerek…
Köseoğlu’nun “mütecessis fikir işçisi”
tarifi
Ahmet Köseoğlu, D. Mehmet Doğan için “mütecessis fikir
işçisi” ifadesini kullanır. Merak eden, araştıran, kaynağa giden ve bulduğunu
emekle işleyen insan… Tarif, Doğan’ın düşünce dünyasını son derece isabetli
biçimde kuşatır. O, hazır bilgilerin taşıyıcısı olmadı. Sözlük maddesinin izini
sürdü, kurultay zabıtlarını taradı, eski gazeteleri karşılaştırdı, şehirlerin
unutulmuş kültür haritasını araştırdı. Merakı fikre, fikri kitaba, kitabı
kuruma ve kurumu geleneğe dönüştürdü.
Konya’nın Doğan’a gösterdiği ilgi de aynı tecessüs
duygusuyla büyüdü. Onu tören cümleleri arasında yüceltmekle yetinmek yerine
eserlerini okumaya, konuşmaya ve tartışmaya yöneldi. Yazarlığının ellinci yılı
daha kendisi hayattayken panelle kutlandı. Kitapları dostlara ve okurlara
ulaştırıldı. Vefatından sonra kütüphane açıldı. Şiir şöleni hâtırasına ithaf
edildi. Yazılar, konuşmalar ve anma toplantıları birbirini izledi. Böylece
vefa, geçmiş zaman duygusundan çıkıp kültürel üretime dönüştü.
D. Mehmet Doğan’ın Konya için söylediği “Konya’ya da
bu yakışırdı” cümlesi bugün farklı anlam kazanıyor. Şiir şölenini bırakmadığı
için Konya’ya yakıştırdığı sadakat, şimdi kendi hâtırasına gösteriliyor. Şehir,
şiiri bırakmadığı gibi şiir şölenlerinin daimi yol arkadaşını da unutmadı. Onun
ismini kütüphanesine verdi, şiir kürsüsünde andı, eserlerini konuştu ve kültür
evinin gündelik hayatına yerleştirdi.
Vefat yıldönümünde Konya’dan yükselen
çağrı
Pek aziz ve muhterem hocamız, mütefekkirimiz D. Mehmet
Doğan’ın kaybıyla Türk kültür hayatında açılan boşluk hâlâ kapanmadı. Sözlükçü,
fikir adamı, kurum kurucu, şehir sevdalısı, Türk dünyası yolcusu ve kültür
hareketinin ak saçlı bilgesi aynı şahsiyette birleşiyordu. Konya’daki
çalışmalar, o büyük boşluğu tek başına doldur-a-maz. Yine de boşluğa bakıp
yakınmak yerine onun bıraktığı mirası çalıştırmanın mümkün olduğunu gösteriyor.
D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gençler kitap
konuştukça, Mevlâna Şiir Şöleni yeni şairleri ağırladıkça, Ahmet Köseoğlu ve
arkadaşları gelenekleri devam ettirdikçe Doğan’ın kültür anlayışı yaşamayı
sürdürüyor. Kütüphane onun adını taşıyor; asıl önemlisi, onun çalışma ahlâkını
ve devamlılık fikrini taşıyor. Şölen onun hâtırasına ithaf ediliyor; asıl
önemlisi, kurduğu şiir ve Türkçe köprüsünü yeni nesillere ulaştırıyor.
Ahmet Köseoğlu’nun D. Mehmet Doğan’a verdiği değer,
kültür hayatımız için ayrıca örnektir. Büyük insanları kaybettikten sonra
birkaç gün anıp ardından unutmak kolaydır. Köseoğlu, vefayı programa, mekâna ve
sürekliliğe dönüştürdü. Hayattayken panel düzenledi; eserlerini anlattı;
kitaplarını çevresine ulaştırdı. Vefatından sonra yazdı, konuştu, kütüphane
kurdu, şiir şölenini hâtırasına adadı. Adını kültür evinin tabelasında
bırakmayıp devam eden her programın içine yerleştirdi.
D. Mehmet Doğan, Konya’yı şiirin ezelî âşinası
saymıştı. Konya ise onu kelimelerin asil muhafızı olarak hafızasına aldı.
Şehrin ona göstereceği en güzel vefa, açılan kütüphaneyi daha da büyütmek, şiir
şölenlerini kararlılıkla sürdürmek, külliyatını genç okurlarla buluşturmak ve
kültürel devamlılık fikrini korumaktır.
Vefat yıldönümünde Taceddin Dergâhı’ndaki kabrine
Konya’dan uzanan yol, kitaplarla, şiirlerle ve sadakatle döşenmiştir. Yolun
başında Ahmet Köseoğlu ve TYB Konya’nın emeği yıldız gibi parlamaya ve
hatırlanmaya devam edecektir. Yolun sonunda ise D. Mehmet Doğan’ın bütün
hayatıyla sorduğu soru duruyor: Kültürümüzü günübirlik heveslerle mi
tüketeceğiz, yoksa geleneğe dönüşecek eserlerle mi yaşatacağız?
Konya cevabını vermeye başladı: Kütüphaneyle, şiirle,
vefayla ve devamlılıkla…




Yorumlar
Yorum Gönder